Çok Okunanlar
Mücahidler
Röportajlar
İslami Yazılar
Site Anket
Sitemizin yeni tasarımını beğendiniz mi ?
Beğendim
Beğenmedim
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Çeçen Tarihinden İsimler
Çeçen Tarihinden İsimler
11 Ocak 2010 Pazartesi Saat 03:18

Çeçen Tarihinden İsimler

İMAM MANSUR (UŞURMA)

Kuzey Kafkasya’da ilk ulusal birliğin kurucusudur. islam dininin kurallarıyla devlet düzenini doktrinleştirerek “Müridizm”i ve “Gazavat”ı oluşturmuştur. Çeçen asıllıdır. Adı Uşurma olarak anılan bu ilk devlet başkanının asıl adı Oççarma’dır. Sunc ırmağının yanındaki Aldı köyünde, ailesinin ikinci çocuğu olarak 1760 yılında doğdu.

Oççarma din ilşmini çocuk yaşlarda babasından öğrendi. Çocukluğundan beri tefekkürde olan bu meczup insanın Dağıstan’da ilim tahsil ettiği söylense de kesin bir delil yoktur. Tefekkür ve ibadet ile kimlik ve kişilik kazandığı muhakkaktır. Bir süre ortadan kaybolması, Hz.Muhammed (s.a.v.) efendimizin emri ile gazavatı başlattığı malumdur.

Ünü ve etkisi kısa zamanda yayılan Oççarma, 1785 yılında Ruslara karşı cihat ilan etti. Konuşma gücü ve inandırıcılığıyla kısa zamanda tüm Kuzey Kafkasya’da büyük bir hareket başlattı. Dağıstanlılarla birlikte dünya Müslümanlarını Ruslara karşı harekete geçmeye davet eden imam Mansur, kendisine katılan 10 bin kişilik bir kuvvetle Rusları Terek nehrinin ötesine atmaya muvaffak oldu.

Din ilmini dünyevi ve uhrevi yönden icra etmiştir. Dünya hayatında toplumun örgütlü yaşama şeklini benimsemiş, bunu müstevliye karşı uygulamaya çalışmıştır. Anapa’da Müslüman olmayan, hatta bir kısmı ateşe tapan Abhazlarla omuz omuza, düşmana karşı aynı safta savaşması bir kanıttır.

Şu ilkeleri benimsemiştir. İlki fiziki, ikincisi ferdi, ictimai, üçüncüsü ise ruhi öğelerdir. Fizik ve beden için şeriatı, fert ve cemiyet için tarikatı, ruh ve maneviyat için marifeti önerir.

Şeyh Mansur Çeçenlerin, hatta cümle Kuzey Kafkasyalıların, o iki deniz arasındaki dağlık bölgede sıkışakalmış halkların, asla unutulmayacak mücahade ve mücadele şekli ile dünya tarihinde yer almalarını sağlamıştır. Mansur, Çeçenlerin bilinen ilk devlet başkanıdır, mensup olduğu halka İslam dininin yüceliğini ve udsiyetini tattırmış mubarek bir insandır. Nakşibendi tarikatının, Çeçenya’daki Kafkasya Müridizmi’nin kurucusudur. Kafkasya Müridizmi’nin iki yasası vardır; Vatan ve Din.

İmam Mansur Anapa’da doksanüç subay dötbin nefer yitirmiş olmasına rağmen yaralı olarak Ruslar’ın eline geçmiştir. 13 Nisan 1794 yılında dârü’l-beka’ya hicret eylemiştir.

 

İMAM HAMZAT

Gazi Muhammed’in ölümünden sonra onun yerine geçen İmam Hamzat, 1789 yılında Dağıstan’ın Gotsat köyünde doğdu. Annesi, Avar prensi iskender’le evlenmişti. Gürcüce, Arapça ve Farsçayı öğrendi. Gazi Muhammed’le Şeyh Cemaleddin Kumuki’nin telkinleriyle mürit oldu. Gazi Molla’nın emrinde çalıştı.

1831-1832 yıllarındaki Çar Kalesi savunmasında Ruslara tutsak düştü. Gazi Kumuk Hanı Arslan Han’ın kefaletiyle serbest bırakıldı. Arslan Han’ın telkinleriyle Avar hanlarına düşman kesildi. 1832 yılında Gazi Muhammed’in ölümü üzerine imam seçildi.

Dağıstan’ın bu ikinci imamı, tam bir idealist ve son derece sert icraatların sahibiydi. 43 yaşında İmam olan Hamzat Beg’in ilk icraatı istiklalin önünde bir çıban başı gibi duran Rus sempatizanı Avar Hanı Bahu Bike’nin saltanatına son vererek, Gazi Muhammed’in ruhunu şadetmek oldu. Avar Hanlığı merkezi Hunzah’ı ele geçiren imam Hamzat, Bahu Bike’yi, sonradan oğulları Prens Nutsal ve Umma’yı öldürttü. Kardeşleri Prens Bulaç’ı da İmam Şamil öldürtecekti. Bahu Bike, Avar Hanı Umma Han’ın karısıydı ve daha sonra idareyi ele geçirmişti.

Gimri’de aldığı yaraları iyileşmiş olan İmam Şamil ise, İmam Hamzat’ın yanı başında yer aldı.

Hamzat, isyanın fedaisi ve imamı, Şamil ise bu hürriyet davasının ruhuydu. Hiçbir tedbiri elden bırakmayan şamil, İmam Hamzat’a Hotzat’ı merkez yapmasını tavsiye etti, fakat bunu kabul ettiremedi.

İmam’a Suikast

1835 yılı 19 Eylül Cuma günü imam’a suikast girişimi haber verilerek, gerekli tedbirler alınması istendi ama, “Ölüm meleği benim canımı almak için yanıma geldiği vakit, onun elini durdurabilir misiniz? Tanrının takdirine karşı durulmaz. Eğer bugün ölmem emir ve takdir olunmuşsa, hiç çaresiz bugün öleceğim” diyerek hiçbir öneriyi kabul etmedi. Fakat ısrarlar karşısında, “Madem ki ısrar ediyorsunuz, o halde emir veriniz, camiye herkes burkasız ‘yamçısız’ olarak girip namazlarını öyle kılsınlar” dedi.

Bu emir hemen halka duyuruldu ve herkes yamçısız Cuma için camiye gelmeye başladı. imam, naip ve muhafızlardan 10 kişi ile camiye gelmiş, o sırada burkayla gelip camiye bir grup oluşturan imam, “Camiye burkayla gelinmeyecek dendiği halde neden böyle geldiniz” derken Hacı Murat’ın ağabeyi Osman, tabancasındaki bütün mermileri imam’ın üzerine boşalttı. Oradaki bir mürit de, Osman’ın başını anında uçurdu. Böylece Hamzat’ın imamlığı iki yıl sürmüş oldu.

 

İMAM GAZİ MUHAMMED

Avar asıllı olan ve 1793 yılında Gimri’de doğan İmam Gazi Muhammed, Kafkasya’da müridizmin ve gazavatın imam Mansur’dan sonraki ikinci önderidir. Alçak gönüllü, az konuşan fakat hatip ve kararlı bir imam olarak bilinir. Medresede islami ilimleri tahsil etti, Arapça’yı öğrendi. Hocası Gazi Kumuk asıllı Said Harekani’ydi.

Nakşibendi tarikatının mürşitlerinden Küralı Muhammed ve şeyh Cemaleddin ile irtibata geçerek, tarikat içinde kısa zamanda büyük bir yer edindi.

Bütün halkın iştirakiyle başkaldırmanın başarısına inanan Gazi Muhammed, 1829′da 36 yaşındayken neşrettiği “ikamet’ül Burhan Ala irtidadi Ürefa-i Dağıstan” adlı eseriyle büyük ilgi gördü. Camilerdeki bağımsızlığa ilişkin siyasal vaazlarıyla çevresine 3000 kişi topladı. 1829 yılında imam seçildi. Çalışma merkezi olarak Gimri’yi seçti, muhalif grupları söz ve gerektiğinde kuvvet kullanarak yola getirdi.

İmamet makamında bulunduğu 1829-1832 yılları arasında bağımsızlık mücadelesinin en büyük engeli olarak gördüğü Avar hanlarının merkezi Hunzah’a, Tarko/Tarku’ya ve Çeçenistan’a seferler düzenledi.

14 Şubat 1830′da Hunzah saldırısında kuvvetlerinin yarısını imam şamil’in komutasına verdi. Bahu Bike idaresinde hanlık, şiddetli bir savunma yaparak imam Gazi Muhammmed’e bağlı 200 kişiyi şehit etti ve 60 kişiye de esir aldı. Bu suretle bu hanlık merkezi Rusların güvenini bir kez daha kazanmış oldu. 1831′de imam artık doğrudan Ruslarla çarpışmaya başladı. Bornaya Venizagnoya kalesinde Ruslara öldürücü darbeler indirdi.

17 Ekim 1832′de her taraftan kuşatılan Gimri’nin bütün imkansızlığına rağmen direnmeye devam etti. Beraberindeki 15 mücahit ile birlikte şehit oldu, ağır yaralı olarak kurtulan bir kişi vardı: İmam Şamil.

Gazi Muhammed’in imamlığı 1829-1832 yılları arasında 3 yıl sürdü. Daha sonra yerine imam olarak Hamzat Beg, ondan sonra da İmam Şamil geçti.

İmam’ın görüşleri

Gazi Muhammed, imamlığı üstlendiğinde şu görüşler doğrultusunda halkı bilinçlendiriyor: “Dağlının ilk görevi özgürlük uğrunda gazavat, yani kutsal cihat olmalıdır. Dağlının ikinci görevi, bireyin, ailenin, toplumun ulusun ve devletin yaşamını yöneten şeriata uymak ve saygı göstermek olmalıdır. Dağlı kimsenin tutsağı olamaz, kimseye haraç vermez. Yasa karşısında herkes eşittir. Dağlı tütün ve uyuşturucu madde kullanmamalıdır. Ruhunu ibadetle beslemeli, güçsüz olmamalı ve eğlencelere karışmaktan çekinmelidir.”

 

İMAM BİENUOYN BOYSAĞAR

Boysağar, 1794 de Rus istilacılara karşı direnişin kalesi olan Nozhay-Yurt rayonuna bağlı Bienuoy aulunda doğdu. Barşka sülalesinden Ela’nın oğludur. 1839 da Ahulgoh’daki [1] yenilgiden sonra Şamil, Bienuoy’a kaçtığında, Boysağarların evinde gizlenip korundu. Şamil’in daha sonraları Çeçenistan’ın İmamı seçilmesi, Boysağarların isteği ve etkisiyle oldu. Gazavat çağrısı üzerine Çeçenistan ve Dağıstan, Rus istilacılara karşı birlikte ayaklandılar.

Boysağar, Taşo Hacı’nın birlikleri arasında bütün savaşlara katıldı. 1842‘de General Grabbe’nin Küozalgan-Duqh’daki 1700 askerinin ablukaya alınıp imha edilmesinde gösterdiği cesaretle adını duyurdu. 1845‘ de General Woronzow’un 3000 den fazla asker ve subayının öldürüldüğü başarılı savaşa katıldı.

Bu savaşlarda Boysağar sol kolunu ve sol gözünü kaybetti. Gergebil köyünün savunması sırasında yakınına düşen bir top mermisi sol bacağını kopardı. Baygınken Ruslar’ın eline düştü. Nakli sırasında Soltamurd’un [2] da içinde bulunduğu Çeçen askerler tarafından kurtarıldı. Tek gözlü, tek kollu ve tek bacaklı Boysağar, eğerine deri bir halatla bağlı olarak Salto köyünün savunmasına da katıldı.

Daha hayattayken kendisiyle ilgili çeşitli efsaneler anlatılmaktaydı. Bunlardan birinde şöyle deniyordu: Günün birinde Kazak ordusu ile Şamil’in birlikleri karşılaştıklarında, güçlü bir Kazak ikili bir mücadele için meydan okur. Boysağar hemen kabul eder ve onun üzerine atını sürer. Göğsünde bir yara ile geri döndüğünde Şamil kızgın bir halde şöyle der; “Sana ne oldu, niçin bizi utandırdın? Sen yaralısın ama kazak hala eğerinin üzerinde oturuyor” Boysağar şöyle cevap verir “Atı hareket edene kadar bekle” bunun üzerine at bir adım atar ve Kazak’ın başı yere yuvarlanır.

1859 da 240.000 kişilik Çar ordusu Şamil’e karşı harekete geçti. Bienuoy’un dışında tüm Çeçenistan Çar orduları tarafından ele geçirilmişti. Boysağar, Şamil ile birlikte Dağıstan’a gitti. Burada, Şamil’in son kalesi olan Gunib kalesi istila edildiğinde onunla beraberdi.

Şamil teslim olup kaleden ayrıldığı sırada Boysağar kendisine seslendi; “Şemal!” (İmamın adını çıkarmak saygısızlık olarak kabul ediliyordu.) Fakat Şamil ona bakmadı, çünkü baktığı anda kendisini bu utançtan kurtarmak için vuracağını biliyordu.

Şamil teslim olduktan sonra Boysağar, düşman saflarını yararak adamlarıyla birlikte Bienuoy dağlarına çekildi.

Daha sonraları Çar’ın emriyle Şamil bir mektubunda Boysağar’a direnişi bırakmasını söylediğinde Boysağar şöyle cevap verdi; “Sen özgürlük için savaşmayı, köle ve mahkum olarak yaşamaya değiştin. Ben ömrümün sonuna kadar halkımın özgürlüğü için savaşmaya devam edeceğim.“

Ve gerçektende Boysağar ve Soltamurd direnişi tekrar organize etmeyi başardılar. 1860 yılında Çeçenler onu İmam seçtiler.

Boysağar 17 Şubat 1861 ‘de Ruslar tarafından pusuya düşürülüp, atı vurularak yakalandı.

Hasav-Yurt kilisesi avlusuna yüzlerce Çeçen toplanmış Yasin okuyorlardı. Davul sesleri kararın okunması için kesildi. Çarın cellatları kalabalığa meydan okurcasına bir gönüllünün olup olmadığını sordular. Bu kişiye ödül vaad ettiler. Uzun bir sessizlikten sonra muhtemelen bu iş için daha önce tutulmuş bir Dağıstanlı gönüllü olarak ortaya çıktı. Ancak o buna fırsat bulamadan Boysağar kendini ölümsüzlüğe bıraktı. Keşan-Auh adlı Aqqi auluna yakın bir yerdeki kabristana gömüldü.

 


 

[1] Ahulgoh savunması, Kuzey Kafkasya’nın aydınlık tarihinde en kanlı, kanlı olduğu kadar muhteşem, muhteşem olduğu kadar da sonu hazin biten bir direnişin sergilendiği savunmadır. Ahulgoh, savunmanın sonunda Çeçenya’ya geçen bir miktar yiğidin dışında, kadınlardan küçük çocuklarına kadar hiç kimsenin teslim olmadığı, tamamının şehit düştüğü destani bir savunma simgesidir. “13 Haziran – 22 ve 30 Ağustos 1939” (Çeçen Direniş Tarihi, 2005, Tarık Cemal Kutlu)

[2] Boysağar’ın kız kardeşinin kocasıdır. Benoy’da doğdu. Boysağar ile beraber bütün savaşlara katıldı. O’nun ölümünden sonra Duin ‘Umma ve Atin Atabi’nin saflarına katıldı.

 

 

KHARAÇUOLU ABREK ZELİMHAN GUŞMAZUQHA

Zelimhan, 1872 yılının ocak ayında şimdiki Viedan kasabasının Kharaçuo aulunda doğdu. Guşmazuqha ile Hurmat’ın oğludur. Abrek Zelimhan, Zelimhan Guşmazuqha, Kharaçuolu Abrek Zelimhan Guşmazuqha diye şöhret yapmıştır.

Mutlu, huzurlu ve varlıklı bir dağlı ailesi olarak yaşarken, başka bir aile ile başlayan anlaşmazlıktan ve işlenen cinayetten ötürü suçlanarak iki kere hapse gitmiştir. Yalancı şahitlik edenler ve rüşvet verenler yüzünden cezası arttırılmıştır. Kaçılmaz denilen cezaevinden firar etmiş ve Kafkasya dağlarında abreklik yolunu seçmiştir. Çeçen törelerine göre davanın kapanması gerekirken olaylar Rus yargısına intikal ettirilmiştir. Zelimhan’da ailesinin sıkıştırılması, rahatsız edilmesi ve sürgüne gönderilmesi üzerine sebep olanları bir bir öldürmeye başlamıştır.

Eylemlerini önceden bildirmesi ve en tehlikeli durumlardan sıyrılarak kurtulması onun adını efsaneleştirmiştir. Sözünde durması, ırk ve din ayrımı gözetmeden yoksullara, köylülere ve çiftçilere yardım etmesi, zalimden alıp mazluma dağıtması, şiddet ve zorbalığa maruz kalanların öcünü kovalaması, halkın kendisine olan sevgisini arttırmıştır. Bu sevgiden dolayı halk onun için destanlar söylemiş, tevatür haberler yakıştırmıştır.

Zelimhan, 24 Mayıs 1901 günü babası ile üç buçuk yıl hapse mahkum edilerek İletski Hapishanesine yollandılar. Yalancı tanıklar vasıtasıyla cezası arttırılan Zelimhan hapisten kaçtı. 4 Nisan 1906 günü, ailesini sıkıntıya sokan Yarbay Dobrovolskiyi öldürdü. 31 Ağustos 1908 günü Terek ötesindeki koyun bekçisi Arhip Mesyatsyev’i kaçırdı. Rehine karşılığında alacağı para ile kaçaklığa son verip başka bir ülkeye yerleşmeyi tasarladı fakat bu hiçbir zaman gerçekleşmedi. Bienuo muhtarı Borğani, Arhip’i kaçırdıktan sonra geri dönerken Zelimhan’ın yolunu kesti. Çatışma da babası Guşmazuqha ve küçük kardeşi Soltamurd’u kaybetti.

Aynı yılın yaz mevsiminde Viedan İlçe Kaymakamlığına atanan Albay Galayev, Zelimhan’ın köylüsü ve akrabalarına işkence ederek sürgüne gönderiyordu. Zelimhan uyarı üstüne uyarı gönderse de Albay hareketlerine devam etti. Bunun üzerine Zelimhan Albayı öldürdü. Terek Eyaleti Askeri Valisi olarak atanan Spiridon Petroviç Miheyev, Zelimhan’ın başına önce 5.000, daha sonra 10.000 ruble ödül koydu. Ödülü beğenmeyen Zelimhan kendisini yakalayacak olana 35.000 ruble ödül vereceğini vaat etti.

General Miheyev’in emri ile bir Karateynıy birliği oluşturuldu. Birliğin başına da Yarvbay Verbitski getirildi. Bu olaylar gelişirken Zelimhan, Çarlık Duma Başkanlığı’na 15 Ocak 1909 günü arzuhalini bildiren bir mektup yazdı. Mektuba cevap Verbitski’den geldi. Cevap çok tahkir ve tahrik ediciydi. Zelimhan bu mektuba hemen cevap yazdı ve teke tek karşılaşmak istediğini bildirdi. Yer ve zamanı Verbitski’ye bıraktı. Ancak Verbistski kararlaştırılan yere peşine Karatelnıy birliklerini takarak geldi. Zelimhan için beklenmedik bir durum değildi ve bundan sonra zaman kollamaya başladı.

Verbitski, Zelimhan’ın arkadaşı sayılan herkesi tutuklattı. 14 Mart 1909 günü sırf zevk olsun diye, Gudermes pazarında üç masum insanı öldürerek on kişiyi de yaraladı. 

Abrek Zelimhan 9 Ocak 1909 günü gece saat 02.00’de Grozny Devlet bankasını soyarak kendisi yüzünden işkence gören ve eziyet çekenlere dağıtmak üzere 18.000 ruble para kaldırdı.

Daha sonra Verbitski’nin yaptıklarına karşılık Kizlyar şehrini basmayı ve Devlet Bankasını soymaya karar verdi. Bunu öncesinde Rus makamlara bildirerek, bildirdiği gün ve saatte (öğle vakti 12.00) Kizlyar’ı bastı ve Devlet Bankasını soydu. Haber Çarlık Rusyasında bomba etkisi yaptı.

Nazran Garnizon Komutanı Albay Prens Andronikov, 25 Eylül 1910 günü emrindeki ceza birliği ile Zelimhan’ı kuşattı ancak Abrek kuşatmadan sağ salim kurtuldu. Bunun üzerine Andronikov Zelimhan’ın eşi Bitsi ve çocuklarını tutukladı. Ailesini götüren birliğe Assa çayı üzerinde pusu kuran Zelimhan, eşi ve çocuklarını kurtaramasa da Albay Andronikov ve Teğmen Afanasyev’i öldürdü.

15 Ekim 1911 günü Albay Morganiya komutasında Dağıstan Alayından 3 bölük, 200 kazak, 16 süvari, Stara Sunjenski’de Zelimhan’ın içinde bulunduğu evi kuşattılar. Zeliham bu kuşatmadan da sağ salim kurtuldu. Bütün bunlar olurken Ruslar, Zelimhan’a yardım eden ve geride kalanları tek tek öldürdüler.

Karayelnıy birlikleri komutanı Albay Morganiya, 9-11 Aralık 1911 günlerinde Zelimhan’ı Kharaçuo’daki bir mağarada kuşattılar. Gece gündüz top ateşine tutulan mağaradan Zelimhan sadece beş el atış yaptı ve iki kişiyi öldürerek üç kişiyi de ağır yaraladı. Yamçısını bir kütüğe sararak mağaradan atan Zelimhan, kütüğü kendisi sanana askerlerin bu halinden yararlanarak oradan ayrıldı.

Zelimhan’ı yakalamak için Ruslar bir çok kişiyi satın almışlardı. Zelimahn’ın ana tarafında akrabası olan Elmarza’da satın alınanlar arasındaydı. Şielaxka’da Elmarza’nın çiflik evinde tuzağa düşürülen Zelimhan, önce akrabası tarafından arkasından vuruldu, yaralı hali ile saatlerce Ruslarla çatışan Zelimhan kan kaybından zayıf düşünce Ruslar tarafından delik deşik edilerek 27 Eylül 1913 günü ebedi aleme göç etti.

WaYNaKH Online ; Tarık Cemal Kutlu’nun Çeçen Direniş Tarihi Adlı eserinden faydalanılarak hazırlanmıştır.

 

 

TAYMİN BİYBOLAT

1779 yılında, Çeçen bölgesinde dünyaya geldi.

Cesareti ve askeri yetenekleri ile kısa zamanda adını duyurdu ve halkı tarafından Meyra (Cesur) Biybolat olarak anılmaya başlandı.

1822 yılında Kuzey Kafkasya ortak savunma hattının ikiye bölünmesi ve Doğu Adigey(Kabardey) bölgesi ile Çeçen bölgesinin bir kısmının Ruslar tarafından işgaliyle sonuçlanan savaşlarda Kuzey Kafkasya Kuvvetlerinin bir bölümünü komuta etti.

Takip eden dönemde işgal altındaki bölgelerde yaptığı baskınlarla Rus birliklerine büyük kayıplar verdirdi.

Halk üzerindeki etkisi ve başarıları, Rus orduları baş kumandanı General Yermolov’un komutasındaki birlikleri Biybolat’ın üzerine yönlendirdi. İnguş bölgesinde sağ kolu Tsiçoya Janbulat’ı ele geçirmeyi başararak idam eden bu birliklerin büyük çabalarına rağmen Meyra’yı ele geçirme girişimleri sonuçsuz kaldı.

Giderek şiddetlenen çarpışmalarda Rus kayıplarının artması üzerine, kendiside Biybolat’ın elinden son anda kurtulan Yermolov taktik değiştirdi ve sivil halka uygulanan baskıyı artırarak, Biybolat’ın başını getirene büyük miktarlarda para ödülü verileceğini bildirdi

Sivillerin durumunun giderek ağırlaşması üzerine Yermolov’la yüz yüze görüşen Biybolat, istediği antlaşma şartlarının kabul edilmesiyle Sunje Kale’de(Grozni) teslim oldu. Ancak Ruslar’ın antlaşma şartlarına uymaması Çeçenlerin Sunjekale’yi basarak Meyra’yı kurtarmaları ile sonuçlandı. Ve birliklerinin başına yaşamının sonuna kadar savaşmak üzere geri döndü.

Taymi Meyra Biybolat, Gazikumuk hanı Salat’ın ihanetiyle 1831 yılında şehid edildi.

 

 

UZUN (USMİ) HACI

Çeçenistan’da Saltı köyünde 1852 yılında doğdu. Varlıklı bir aileye mensup olan Uzun Hacı 1882′de Saltı’da kurduğu büyük medresedeki çalışmaları dolayısıyla, 1892′de Çarlık yönetimince “tehlikeli şahıs” ilan edilerek Sibirya’ya sürüldü.

Buradaki sürgün hayatından Duma’daki Müslüman milletvekillerinin müdahaleleri ve Astragan’daki Türk tacirlerinin teminat ve nakdi kefaletleriyle kurtularak Astragan’da ikamete mecbur edildi. Uzun Hacı ancak şubat 1917 ihtilali sonrasında ülkesine dönebilecek ve ölümüne dek “Rus olan her şeyden nefret ederek, tam bağımsızlık idealine bağlı kalacak”tır.

Derin bilgisi ve radikal tavırlarıyla 1918 bağımsızlık dönemi mücadelelerinde isminden sıklıkla bahsedilen bir direniş önderi olan Uzun Hacı, K.K. Meclisi’nin aydınlık günlere kadar tatil edilmesine rağmen, Hotsolu Necmeddin (Gotsinski) ile birlikte ölümüne kadar Ruslarla gerilla savaşına devam etti.

1920 yılında vefat etti.

 

 

ABDULMECİD (TAPA) ÇERMOY

5 Mart 1882′de Çeçenistan’ın Caharkala(Grozni) şehrinde dünyaya geldi. Babası Ortsu Çermoy Rus ordusunda generaldi. Vladikafkas lisesini bitirdikten sonra askeri öğrenimini Rusya’nın ünlü askeri okulu “Nikolayevskoye Kavaleriysekol Noyennol Uçilişçe”de yaptı. Çar’ın muhafız alayında bir müddet görev yaptı.

Petersburg’da yüksek bir sosyete hayatı yaşamasına rağmen 1908′de ordudan istifa ederek memleketine döndü, petrol işleriyle uğraşmaya başladı. Zekası ve teşebbüs kabiliyeti sayesinde petrol işlerini ilerletti. Grozni’de ve bütün Kafkasya’da bugünkü petrol tesisatının esas temellerini atanlardan biri oldu.

1917 ihtilalinden sonra Kuzey Kafkasya’daki devletleşme ve bağımsızlık çalışmalarının içinde yer aldı. 18 Eylül 1917′de Andi’de toplanan II. kurultay sonucunda oluşturulan Kuzey Kafkasya Milli Müessesan Meclisi Merkez icra Komitesi Başkanlığı görevine getirildi.

11 Mayıs 1918 tarihinde ilan edilen “Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti”nin ilk Cumhurbaşkanı oldu.

8 Haziran 1918′de Osmanlı Hükümeti ile Dostluk ve işbirliği Anlaşması imzalayan heyette yer aldı.

10 Aralık 1918 günü Terek Kazakları ile Kuzey Kafkasya Hükümeti arasında Terek Kazaklarının Kuzey Kafkasya birliğine dahil olduklarına dair imzalanan anlaşmaya hükümet adına imza koyanlar arasında bulunarak Kazaklarla kanlı mücadeleleri milli menfaata uygun tarzda sonuçlandırma başarısında büyük pay sahibi oldu.

Paris Barış Konferası’na katılmak üzere 1919 baharında Fransa’ya giden sabık Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti başkanı Abdülmecid Çermoy bir daha ülkesini göremedi.

28 Ağustos 1937′de Lozan’da (isviçre) vefat etti.

 

 

Son Abrek; Khasukha Magomadov

hasuha-magomadovÇeçenya’nın son abreği olarak adlandırılan Khasukha Magomadov 1905 yılında Çeçenya’nın Shatoy bölgesindeki küçük bir dağ köyü olan Gaten-Kale’de dünyaya geldi. Dokuz çocuklu bir ailenin bireyi olan Khasukha tüm dağlı evleri gibi lüksten uzak bir evde büyüdü. Babası öldüğünde 18 yaşında olan Khasukha evin tüm sorumluluğunu üstlendi. Doğuştan yetenekli olan Abrek mollalardan eğitim alarak Arapça ve Kur’an okumayı öğrendi. Eğitimine Grozny’de devam eden Khasukha 19 yaşında evlendi ve çocukları oldu. Rusça bildiği için köylüler problemlerini yerel makamlarda anlatırken tercümanlık da yapan Khasukha pek çok drama tanıklık etti.

Stalin’in baskılarının artığı 1930’lu yıllarda, NKVD (Narodnıy Komissariyat Vnutrennnih Del- Sovyetler Birliği İçişleri Halk Komiserliği) tüm dini liderlere ve akademisyenlere zulmediyordu. Çeçenya’daki durum da gittikçe karmaşık bir hal alıyordu. Anti-komunist hareketlere kesinlikle müsamaha gösterilmiyordu. Khasukha’nın öğretmeni ve okuldan arkadaşları da bu baskıdan nasibini alarak tutuklandılar. Tanınmış Çeçen yazarlar Ş.Ayskhanov, M.Şadiyev, şair ve piyes yazarı S.Baduyev ile şair A.Dudayev vurularak öldürüldü; Khalid Oşayev, Arbi Mamakayev ve Abdurahman Avtorhanov sürgüne gönderildi.

1939 yazında Khasukha kazara bir adamı öldürdü. Her ne kadar şer’i yasalara göre suçsuz olduğu açıklansa ve kurbanın ailesi Khasukha’yı affetmiş olsa da, bu durum NKVD’nin onu hapsetmesi için yeterli bir neden oluşturdu. Hapishanedeki aşağılayıcı davranışlara dayanmaya çalışan Khasukha, gardiyanlardan birisine hapishaneden kaçmanın mümkün olup olmadığını sordu. Gardiyan: “Yüz yılı aşkın süredir bunu tek bir kişi başardı: Abrek Zelimkhan!” dedi. Khasukha’da: “O zaman ben de ikincisi olacağım” diye yanıt verdi. Khasukha hapisten kaçmayı başardı ve kendi kendine tekrar yakalanmaktansa ölmeyi tercih edeceğine dair yemin etti.

Khasukha dağlara giderek isyancı Khazan Israilov and Mayrbek Sheripov isimli avukatlara katıldı. Ne yazık ki isyancılar etkisiz hale getirilerek Israilov ve Sheripov öldürüldü. Khasukha bir grup arkadaşıyla birlikte gizli polisin askerleri Grozny’e dönerken bir tuzak kurarak 20 kadarını ortadan kaldırdı.

Son Abrek 1944 sürgününün de bir görgü tanığı oldu. Boşaltılmış köyleri gezerken Khaibakh’ta 700 kadar köylünün bir ahırda yakılarak öldürülmüş olduğunu gördü. Bu korkunç manzarayı gören Khasukha’nın yüreği keder ve öfkeyle doldu, intikam için harekete geçti ve komünist bölge yönetiminin başkanını öldürdü. Tüm subaylar ve askerler peşine düştü. Geceyi bir çiftlik evinde geçiren Khasukha’nın silahları ve elbiseleri burada çalındı; sabah uyandığında da etrafının askerlerle çevrilmiş olduğunu gördü. Askeri güçlere nefret edilen Yarbay Salko komuta ediyordu. Khasukha bir bıçak bularak beklemeye başladı. Ateşe verilen bir papakha pencereden içeriye fırlatıldı. Papakhayı bir subay takip etti. Khasukha çevik bir hareketle subayı bıçakladı, hızlıca subayın pelerinini üzerine geçirerek mavi şapkasını başına taktı. Eve giren askerler Khasukha’yı öldürdüklerini düşünüp sevinmekteydi. Askerler hatalarını fark ettiklerinde Khasukha çoktan bir çitin üzerinden atlamış ve yamaçtan aşağıya doğru ilerlemeye başlamıştı bile.

KGB Khasukha’nın iki yakın arkadaşını öldürerek mağaraya attığı şeklinde bir hikaye uydurmuştu. Bu haber gazetelerde de basıldı. Gerçekte ise 1944 sürgününde ailesiyle birlikte Çeçenya’yı terk eden abreklerden birisi Khasukha’yı öldürmesi için görevlendirilmişti. Khasukha karşı karşıya olduğu tehlikenin farkına varınca, gece parkasının (keçeden yapılma pelerin) içerisinden fark edilmeden çıkmış ve beklemeye başlamıştı. İlerleyen saatlerde Khasukha’nın sözde arkadaşı yattığı yerden kalkarak Khasukha’nın ve diğer adamın parkalarına ateş etmeye başladı. Ateş eden adam düştüğü hatayı anladığında artık çok geçti. Khasukha onu önce elinden vurdu, adamın KGB için çalıştığını itiraf etmesinden sonra da kalbinden.

Çetin geçen bir kış mevsiminin sonunda evsiz barksız yaşantısından bitkin düşmüş bir halde olan 71 yaşındaki yaşlı adam 28 Mart 1976’da en sonunda yakalandı. Bir milis makinalı silahının kovanlarını Khasukha’nın üzerine boşaltmıştı. Bu adamdan öylesine korkuyorlarda ki ertesi günün akşamına kadar 36 kg’dan daha ağır olmayan Khasukha Magomadov’nın cansız bedenine dahi hiç kimse yaklaşmaya cesaret edemedi.

 

 

» İmam Mansur (Uşurma)
» İmam Hamzat
» İmam Gazi Muhammed
» İmam Bienuoyn Boysağar
» Kharaçuolu Abrek Zelimhan Guşmazuqha
» Taymin Biybolat
» Uzun (Usmi) Hacı
» Abdulmecid (Tapa) Çermoy
» Son Abrek; Khasukha Magomadov

 

Bu yazı toplam 544 defa okundu.
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş..
Yazarlar
Hukuk devletinin neresindeyiz?
Ebu Bekir SİFİL
Hukuk devletinin neresindeyiz?
20 Mart 2010 Cumartesi Saat 23:51
Biz Adalet İçin Hesaplaşmaya Varız Sayın Türksoy..!
Nureddin ŞİRİN
Gazze, insanlık ve Firavunluk
Hasan Aksay
Gazze, insanlık ve Firavunluk
08 Ocak 2010 Cuma Saat 10:13
Terör nedir, terörist kimdir?
Abdurrahman Dilipak
Terör nedir, terörist kimdir?
08 Ocak 2010 Cuma Saat 09:45
Gazze bu kadar uzak mıydı?
Ahmed VAROL
Gazze bu kadar uzak mıydı?
08 Ocak 2010 Cuma Saat 09:43
Herkese Düşen
Cemal Nar
Herkese Düşen
08 Ocak 2010 Cuma Saat 09:42
CIA-Mossad terör ittifakı ve şok edici bağlantılar..
İbrahim Karagül
Hüsnü Mübarek fenomeni
Hakan Albayrak
Hüsnü Mübarek fenomeni
29 Aralık 2009 Salı Saat 12:21
İktidara talip olanların cehaleti!
Ali Karahasanoğlu
İktidara talip olanların cehaleti!
26 Aralık 2009 Cumartesi Saat 13:17
Çözüm
Abdurrahman Dilipak
Çözüm
26 Aralık 2009 Cumartesi Saat 13:15
ARŞİVDE ARA